Onlar da bu parlamento içinde temennilerini, düşüncelerini gençlik adına dillendirme hakkına sahip olmalıdır

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu’nda yaptığı konuşmada, 18 yaşla ilgili de çalışma yaptırdığını ifade etti. Erdoğan, parlamentoda muhalif kesimin 18 yaşını duyduğunda, “Çoluk çocuğa mı burayı bırakacağız” dediğini, 25 yaş için de aynı şeyin söylendiğini vurguladı.

Görsel

Avrupa’nın bazı ülkelerinde seçme ve seçilme yaşının 18 olduğuna işaret eden Erdoğan, “Onlarda oluyor da bizde niye olmasın? Bu milletin evladı, onlardan geri mi? Hayır. Burada da hak eden, bu yarışta kazanan onlar da gelir. 18’e seçme yetkisini veriyorsunuz, seçilme yetkisini vermiyorsun. Zor olan ayıklamaktır, seçmektir. Yoksa geçmişte birilerinin söylediği gibi Taksim Meydanı’na dört ayaklı koysam, seçtiririm diyor. Biz bunları gördük, yaşadık.18 yaşında gençlik örgütlerinin içinde yer almıyor mu, yer alıyor. Onun da seçilme hakkını vereceğiz. Onlar da bu parlamento içinde temennilerini, düşüncelerini, her şeyini gençlik adına dillendirme hakkına sahip olmalıdır” diye konuştu.

Erdoğan, tarihte bunun en önemli örneğinin Fatih Sultan Mehmet olduğunu ifade ederek, bu sultanının, bir çağı kapatıp, bir çağı açtığında kaç yaşında olduğuna bakılması gerektiğine dikkati çekti.

 

“Sabır dedik”

 

Bir kaç nesil ve bir siyasi hareket olarak çok zorlu süreçlerden geçtiklerini dile getiren Erdoğan, gençlerden bu zorlu süreçleri okumalarını, öğrenmelerini ve kendilerini anlamalarını istedi. Bu ülkede inançlarından dolayı nice kişinin hayatının karartıldığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece başörtüsü takıyor diye, halkının yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de, kızlarımız üniversiteye gidemedi. Türkiye’den, yurt dışına gitmek zorunda kaldılar. Bir çoğu Avusturya’da okumak durumunda kaldı. İspanya’da bir konuşmamda, bunu söyledim diye arkasından partimin hakkında kapatılma davası açıldı. O zaman CHP Genel Başkanı şunu söyledi: Hamdolsun ki Ankara’da savcılar var. Bunlar mı özgürlükçü, özgürlükten yana. Bir genç kızın başı örtülü olmak suretiyle okuma hakkı yok mu? Okumayacak mı? Bunları yaşayan bir baba olarak ben de çok iyi biliyorum. Başörtülü kızlarımızın, başörtülerinden tutmak suretiyle onları yerlerde süründürenler acaba bunun hesabını nasıl verecekler? İşte bu olaylarda bile maalesef çok önemli yakınımın gelinini, Başbakanlık ofisinin yakınında, yanında 6 aylık çocuğu, yerlerde süründürdüler. Kendisini taciz ettiler, çocuğunu da taciz ettiler. Bunun özgürlük mücadelesiyle yakından uzaktan ne alakası var? Bu mu özgürlük? Ama biz bütün bunlara, sabır, sabır, sabır dedik. Bütün bunlara karşı halkımın duyarlılığı adına, özellikle Kuzey Afrika’dan dönerken İstanbul’a, iki saatte toplanan İstanbullu, asıl özgürlük budur dedi. Ama hukuk, yasalar içinde dediler.”

 

“Bunlar çevre yatırımı değil mi?”

 

Erdoğan, Mersin’de yapılacak Akdeniz Olimpiyatları için güzel tesislerin oluşturulduğunu dile getirerek, burada yapılan çalışmaları anlattı. Erdoğan, çevre adına da yüzlerce, binlerce ağaç dikildiğini, yolların tamamen yeşillendirildiğini ifade etti. “Bunlar çevre yatırımı değil mi?” diye soran Erdoğan, “Ama bunların gözü var görmez, kulağı var duymaz, dili var hakikatı söyleyemez” dedi.

Hiçbir yerde etnik kökeninden dolayı kimseyi dışlamadıklarının altını çizen Erdoğan, ancak etnik kökeninden dolayı nice kişinin horlandığını,dışlandığını, siyasi görüşleri, ideolojileri nedeniyle nice kişinin çok ağır baskılara, işkencelere maruz kaldığını kaydetti. Erdoğan, “Selamünaleyküm”, “Elhamdülillah” demenin, aşağılanma nedeni olduğu dönemlerin yaşandığını, sakal bırakmanın, başörtüsü takmanın ağır mücadele gerektirdiği günlerin yaşandığını söyledi.

 

“Saygı, anlayış göstermediler”

 

Başbakan Erdoğan, nice başörtülü kızın okullarından atıldığını, okullarını bırakmaya mecbur edildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Nice gencimizin hayatında hiç silinmeyecek travmalar oluştu. Eşi başörtülü olduğu için fişlenen, işinden sorgusuz sualsiz atılan, bunalıma giren, hatta intihar eden insanlarımız oldu. Nice gencimiz, yurdunu, yuvasını, ailesini bırakıp, uzak diyarlarda eğitimini sürdürmek zorunda kaldı. Siyasi görüşlerimiz horlandı, yasaklandı, engellendi, partilerimiz kapatıldı. Bunları bize yaşatan sadece devlet, statükocu siyaset değildi. Bu ülkenin bazı sanatçılarından, bazı medya kuruluşlarından, bazı sivil toplum örgütlerinden biz her daim bu muameleyi gördük. Hani bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam diyorlar ya, bu bakış sadece bugünün değil, on yılların bize bakışıdır, halkına bakışıdır. Onlara göre biz siyasetten, sanattan, tiyatrodan, sinemadan, şiirden, resimden, estetikten, mimariden anlamayız. Onlara göre biz okumamış, cahil, alt tabaka, verilenle yetinmesi gereken, yani zenci bir güruhuz. Bugün de aynı nazar, aynı anlayışla, aynı gözle bakıyorlar. Kendi yaşam tarzlarını kabul etmeyen herkese bunu yaptılar. Biz, bizim kendi yaşam tarzlarımız ne olacak dediğimizde saygı, anlayış göstermediler. Bunu sadece bize de yapmadılar. Biz Mamak zindanlarının şahidiyiz. Mamak zindanlarında yatanları ziyaretlere gitmek suretiyle kuyrukta bekleyenlerdendim, orada yatanların durumu biliyorum. Biz Metris zindanlarının, Diyarbakır zindanlarının şahidiyiz. Biz azınlığın çoğunluğa nasıl hükmettiğini, azınlığın kendi yaşam tarzını çoğunluğa nasıl dayattığını iliklerimize kadar yaşamış bir nesiliz.”

Tagged: , , , , , , , , , , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: