Başbakan Erdoğan’dan gençlere seçilme yaşı müjdesi

basbakan_erdogandan_secilme_yasi_mujdesi13707805220_h1036647[1]

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Mersin’de yaptığı konuşmada gençlere verdiği önemi dile getirerek, seçilme yaşının 18’e düşürülmesi için çalışma başlattıklarını açıkladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’de 3 dönem üst üste milletvekilliği yapanların en az 1 dönem ara vermesi şartını getirerek, gençlere siyasette alan açmayı istediğini belirtti.
Erdoğan, seçilme yaşının 18’e düşürülmesi için çalışma yaptırdığını açıkladı.

Erdoğan’dan seçilme yaşı açıklaması 25 Haziran 2013

Daha önce seçilme yaşının 30 olduğunu ve kendilerinin bunu 25’e düşürdüğünü hatırlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçme yaşının 18 olması için çalışma yaptıklarını söyledi.

untitled92cc0454400f44563[1]

Erdoğan konuyla ilgili şunları söyledi:

“30 yaşında seçilme yaşındaydın, 25 yaşında seçilme hakkını getiren iktidar biziz. Seçme yaşı bu ülkede 18. Ben şimdi 18 yaşın seçme ve seçilme yaşı olmasını yaptırmaya çalışıyorum. Bu ülkenin muhalefeti 18 olur mu diyorlar. Biz diyoruz ki, zor olan seçmektir. Seçilme yaşının 18 olması uygundur.

Genç kardeşim, bu ülkede gence hangi partinin sahip olduğunu bilmen lazım. Biz gençlerimizle beraber geleceğe yürüyeceğiz.”

Onlar da bu parlamento içinde temennilerini, düşüncelerini gençlik adına dillendirme hakkına sahip olmalıdır

Erdoğan, partisinin TBMM Grubu’nda yaptığı konuşmada, 18 yaşla ilgili de çalışma yaptırdığını ifade etti. Erdoğan, parlamentoda muhalif kesimin 18 yaşını duyduğunda, “Çoluk çocuğa mı burayı bırakacağız” dediğini, 25 yaş için de aynı şeyin söylendiğini vurguladı.

Görsel

Avrupa’nın bazı ülkelerinde seçme ve seçilme yaşının 18 olduğuna işaret eden Erdoğan, “Onlarda oluyor da bizde niye olmasın? Bu milletin evladı, onlardan geri mi? Hayır. Burada da hak eden, bu yarışta kazanan onlar da gelir. 18’e seçme yetkisini veriyorsunuz, seçilme yetkisini vermiyorsun. Zor olan ayıklamaktır, seçmektir. Yoksa geçmişte birilerinin söylediği gibi Taksim Meydanı’na dört ayaklı koysam, seçtiririm diyor. Biz bunları gördük, yaşadık.18 yaşında gençlik örgütlerinin içinde yer almıyor mu, yer alıyor. Onun da seçilme hakkını vereceğiz. Onlar da bu parlamento içinde temennilerini, düşüncelerini, her şeyini gençlik adına dillendirme hakkına sahip olmalıdır” diye konuştu.

Erdoğan, tarihte bunun en önemli örneğinin Fatih Sultan Mehmet olduğunu ifade ederek, bu sultanının, bir çağı kapatıp, bir çağı açtığında kaç yaşında olduğuna bakılması gerektiğine dikkati çekti.

 

“Sabır dedik”

 

Bir kaç nesil ve bir siyasi hareket olarak çok zorlu süreçlerden geçtiklerini dile getiren Erdoğan, gençlerden bu zorlu süreçleri okumalarını, öğrenmelerini ve kendilerini anlamalarını istedi. Bu ülkede inançlarından dolayı nice kişinin hayatının karartıldığını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece başörtüsü takıyor diye, halkının yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de, kızlarımız üniversiteye gidemedi. Türkiye’den, yurt dışına gitmek zorunda kaldılar. Bir çoğu Avusturya’da okumak durumunda kaldı. İspanya’da bir konuşmamda, bunu söyledim diye arkasından partimin hakkında kapatılma davası açıldı. O zaman CHP Genel Başkanı şunu söyledi: Hamdolsun ki Ankara’da savcılar var. Bunlar mı özgürlükçü, özgürlükten yana. Bir genç kızın başı örtülü olmak suretiyle okuma hakkı yok mu? Okumayacak mı? Bunları yaşayan bir baba olarak ben de çok iyi biliyorum. Başörtülü kızlarımızın, başörtülerinden tutmak suretiyle onları yerlerde süründürenler acaba bunun hesabını nasıl verecekler? İşte bu olaylarda bile maalesef çok önemli yakınımın gelinini, Başbakanlık ofisinin yakınında, yanında 6 aylık çocuğu, yerlerde süründürdüler. Kendisini taciz ettiler, çocuğunu da taciz ettiler. Bunun özgürlük mücadelesiyle yakından uzaktan ne alakası var? Bu mu özgürlük? Ama biz bütün bunlara, sabır, sabır, sabır dedik. Bütün bunlara karşı halkımın duyarlılığı adına, özellikle Kuzey Afrika’dan dönerken İstanbul’a, iki saatte toplanan İstanbullu, asıl özgürlük budur dedi. Ama hukuk, yasalar içinde dediler.”

 

“Bunlar çevre yatırımı değil mi?”

 

Erdoğan, Mersin’de yapılacak Akdeniz Olimpiyatları için güzel tesislerin oluşturulduğunu dile getirerek, burada yapılan çalışmaları anlattı. Erdoğan, çevre adına da yüzlerce, binlerce ağaç dikildiğini, yolların tamamen yeşillendirildiğini ifade etti. “Bunlar çevre yatırımı değil mi?” diye soran Erdoğan, “Ama bunların gözü var görmez, kulağı var duymaz, dili var hakikatı söyleyemez” dedi.

Hiçbir yerde etnik kökeninden dolayı kimseyi dışlamadıklarının altını çizen Erdoğan, ancak etnik kökeninden dolayı nice kişinin horlandığını,dışlandığını, siyasi görüşleri, ideolojileri nedeniyle nice kişinin çok ağır baskılara, işkencelere maruz kaldığını kaydetti. Erdoğan, “Selamünaleyküm”, “Elhamdülillah” demenin, aşağılanma nedeni olduğu dönemlerin yaşandığını, sakal bırakmanın, başörtüsü takmanın ağır mücadele gerektirdiği günlerin yaşandığını söyledi.

 

“Saygı, anlayış göstermediler”

 

Başbakan Erdoğan, nice başörtülü kızın okullarından atıldığını, okullarını bırakmaya mecbur edildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Nice gencimizin hayatında hiç silinmeyecek travmalar oluştu. Eşi başörtülü olduğu için fişlenen, işinden sorgusuz sualsiz atılan, bunalıma giren, hatta intihar eden insanlarımız oldu. Nice gencimiz, yurdunu, yuvasını, ailesini bırakıp, uzak diyarlarda eğitimini sürdürmek zorunda kaldı. Siyasi görüşlerimiz horlandı, yasaklandı, engellendi, partilerimiz kapatıldı. Bunları bize yaşatan sadece devlet, statükocu siyaset değildi. Bu ülkenin bazı sanatçılarından, bazı medya kuruluşlarından, bazı sivil toplum örgütlerinden biz her daim bu muameleyi gördük. Hani bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam diyorlar ya, bu bakış sadece bugünün değil, on yılların bize bakışıdır, halkına bakışıdır. Onlara göre biz siyasetten, sanattan, tiyatrodan, sinemadan, şiirden, resimden, estetikten, mimariden anlamayız. Onlara göre biz okumamış, cahil, alt tabaka, verilenle yetinmesi gereken, yani zenci bir güruhuz. Bugün de aynı nazar, aynı anlayışla, aynı gözle bakıyorlar. Kendi yaşam tarzlarını kabul etmeyen herkese bunu yaptılar. Biz, bizim kendi yaşam tarzlarımız ne olacak dediğimizde saygı, anlayış göstermediler. Bunu sadece bize de yapmadılar. Biz Mamak zindanlarının şahidiyiz. Mamak zindanlarında yatanları ziyaretlere gitmek suretiyle kuyrukta bekleyenlerdendim, orada yatanların durumu biliyorum. Biz Metris zindanlarının, Diyarbakır zindanlarının şahidiyiz. Biz azınlığın çoğunluğa nasıl hükmettiğini, azınlığın kendi yaşam tarzını çoğunluğa nasıl dayattığını iliklerimize kadar yaşamış bir nesiliz.”

Vekil Olursak Biz Kampanyası Manifestosu

Gençler, 18 yaşında milletvekili olabilir mi, olamaz mı?

Bizler gençler dışlanarak yapılan bu tartışmalardan rahatsızlık duyuyoruz. Öyle ki yapılan tartışmalar gençlerin “beceriksiz, cahil, işe yaramaz…” insanlar olarak sunulması noktasına kadar geldi. Gençler, siyasi partilerin “ateşli” çekişmeleri içerisinde bir kez daha itibarsızlaştırılıyor!

Askeri idare, 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren toplumu büyük bir baskı altına aldı.

Siyasi partileri, kitle örgütlerini, dernekleri, vakıfları, gazeteleri, dergileri kapattı, yöneticilerini ve gençleri hapishanelere attı. Binlerce genç işkencelerden geçti, hatta yaşları büyütülerek idam edildi… Süreç içerisinde siyasi partiler, sendikalar ve siyasetçiler haklarını ve itibarlarını geri alabildiler. Askeri darbeye kadar giden sürecin tek suçlusu “gençler” olarak kaldı ve gençler kendilerini savunamadı bile!

Askeri idare toplumsal kurguyu ve eğitim sistemini kökünden değiştirdi, “korku toplumu” yaratıldı, eğitim ve sınav sistemi gençleri ezberciliğe sürükledi. Eğitim sistemi ilkokuldan itibaren “test eğitimine” dönüştü. Bu sistem gençleri araştırmacılıktan uzaklaştırdı, sadece ev ve okul arasında yaşayan sınavlara girip çıkan robotlar haline getirdi! Gençler, 1990’lı yıllara geldiğinde kendi sorunlarını ve beklentilerini dahi dile getiremeyen, ülke sorunlarına ve dünya sorunlarına yabancılaşan bireyler haline dönüştü.

Askeri idare yapmak istediğini başardı… 1950’li 1960’lı ve 1970’li yıllarda umutları yükselten ve toplumun en güvenilen kesimi olan gençlere, 2012 yılında “işe yaramaz” damgası vurulmaya çalışılıyor. Bu kabul edilemez bir durumdur.

Sadece siyasi yaşama değil, yaşamın her alanında gençlerin katılım sorunu var, gençlerin yaşamındaki en büyük engel genç olmaları! Gençlerin toplumsal yaşam içerisinde daha aktif bir şekilde var olabilmesi için “genç” kavramını aşması gerekiyor. Düşüncelerine tecrübesiz ve birikimsiz oldukları ya da “olgunlaşmadıkları” için değer verilmiyor, karar alma mekanizmalarına dâhil edilmiyorlar, ya da çok zorlanıyorlar. Gençlerin toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşama aktif katılım konusunda çok ciddi sorunları var.

Türkiye’nin yaş ortalaması 25 civarında. Nüfusun yüzde 30’a yakını 15–29 yaş grubunda… Bugünden bakıldığında bugünün gençleri gelecekte daha fazla sorunla yüzleşmek zorunda kalacak gibi görünüyor. Yetişkinler ise gençlerden “çok umutlu” onlara “miras” olarak bırakacakları sorunları büyük bir kararlılık içinde çözmelerini ve daha güçlü bir Türkiye oluşturmalarını bekliyorlar… Oysa Türkiye’de gençliğin adı dahi yok! 18 yaşın altındakiler çocuk, üstündekiler yetişkin…

Milletvekili seçilme yaşının 18 olması bir başlangıç olması açısından olumlu fakat tek başına yeterli değil. Seçilme yaşının 18 olması gençlerin askeri darbe sürecinde kaybettikleri itibarlarının onlara iade edilmesi sürecine dönüşebilmeli…

Öncelikle askeri idarenin bakış açısını tam manasıyla yansıtan, gençlikle ilgili anayasanın 58. maddesinin değiştirilmesi gerekmektedir. Anayasanın bu maddesi gençlerin kendisini potansiyel bir tehdit ve sorun olarak görmekte ve sözde gençleri koruma anlayışı taşımaktadır.

Gençlerin; değişen dünya ve yaşam koşullarına ayak uydurabilmesi, aktif vatandaşlar olarak toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşama katılabilmeleri için bilgi ve becerilerinin gelişimine yönelik eğitim imkânlarının artması ve çeşitlenmesi gerekmektedir. Diğer taraftan da gençlikle ilgili konuların ele alınış biçiminde büyük bir anlayış değişimine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu anlayış değişimi için de seçilme yaşının 18 düşürülmesiyle birlikte, Anayasa’nın 58. Maddesinin devletin “gençlerin gelişimini, ekonomik, siyasal ve toplumsal yaşama aktif olarak katılımını” güvence altına alacak bir biçimde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

Siyaset herkes için bir eğitim alanıdır. Siyaseti gündelik görmemek gerekir. Erken yaşlarda siyasete katılım gençlerin gelişimine çok büyük katkılar sağlayacaktır. Siyasetin içerisinde aktif olarak yer alan gençlerin beşeri ilişikleri, sorun çözme ve iletişim becerileri gelişir, takım çalışmasını ve yardımlaşmayı ve işbirliğini öğrenir, yeni yaşam deneyimleri kazanır, farklı tecrübelere sahip insanlarla tanışma imkânı bulur, değişik kurumları tanır, toplumu ve dünyayı daha iyi kavrar, değer yargıları gelişir ve özgüveni artar. Gençlerin siyasal yaşama erken yaşlarda katılmaları teşvik edilmeli ve partilere üye olma yaşı derneklerde olduğu gibi 16’ya indirilmelidir.

Seçilme yaşıyla ilgili tartışmalar çok yanlış bir noktadan başlamış ve konu sadece milletvekili seçimine endekslenmiştir. Bizler bu tartışmaları gençlerin tanınmamasına ve Türkiye’nin insan kaynağı zenginliğinin yeterince farkında olunmamasına bağlıyoruz. Bugün Türkiye’de milletvekili olabilecek, yüksek niteliklere sahip 18 yaşında birçok genç vardır ve 18 yaşında milletvekili olunabilen ülkelerdeki çağdaşlarından hiçbir eksiklikleri bulunmamaktadır!

Bu duygu ve düşüncelerle tüm siyasi partileri gençlik üzerine tekrar düşünmeye, kararlarını gözden geçirmeye ve gençlerin itibarı için büyük bir uzlaşma oluşturmaya davet ediyoruz.

Gençlik Araştırmaları Derneği: www.genclikarastirmalari.org

Vekil Olursak Biz: www.vekilolursak.biz

Twitter Tag: #Vekilolursakbiz

Seçilme Yaşı Kaç Ülkede 18?

Merak edilen bu soruya cevap Meclis’in Araştırma Merkezi’nden geldi.
18 yaş’a seçilme hakkı getiren Anayasa Değişikliği Meclis’e sunuldu. Teklifin hayata geçmesi halinde Türkiye, genç siyasetçilerle tanışacak. Peki, dünya ülkelerinde seçilme yaşı kaç? Merak edilen bu soruya cevap Meclis’in Araştırma Merkezi’nden geldi.
45 Ülkede 18 Yaş
Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Merkezi, 186 ülkedeki seçilme yaşlarını araştırdı. Çoğu Avrupa’da bulunan 45 ülkede seçilme yaşının 18 olarak uygulandığını ortaya koydu.
Buna göre, aralarında Almanya, Avusturya, Çin, Danimarka, Fransa, Finlandiya, İsveç, İsviçre, Macaristan, Norveç, Portekiz’inde bulunduğu 45 ülkede seçilme yaşı 18 olarak tespit edildi.
60 ülkede seçilme yaşı 25; 8 ülkede seçilme yaşı ise 30 olarak uygulanıyor. Kuzey Kore’de ve Doğu Timor’da seçilme yaşı 17; Nauru ve Bahreyn’de ise 20.
Seçilme yaşı için Butan’da 25-65; İran’da 26-75; Somali’de 25-75 gibi üst sınır bulunuyor.
İkinci Meclis yani Senato’nun bulunduğu Grenada, Güney Afrika, Hollanda, İspanya, Avustralya, Belize, Bosna Hersek, Slovenya’da ikinci meclislerin de seçilme yaşı 18 olarak uygulanıyor.

EY UGANDA İSTİKBALİNİN EVLADI!

Kış kışlığını, kuş kuşluğunu, muhalif de muhalifliğini yapacak tabii. “On sekiz yaşında seçilme hakkına” hemen itiraz ettiler. Çünkü laf “Tayyip’in” ağzından çıkmıştı.

Çocuk okulundan kalırmış, meclis başkanlığından okula gitmek için her gün izin mi alacakmış, eli de daha ekmek tutmamış… Okumak istemiyorsa, politikacı olacaksa zorla mı okutacaksın? Eli ekmek tutanlar arasında bile “mebus maaşı” ve “kıyak emeklilik” için işini gücünü bırakmaya hazır kaç milyon kişi var, saydın mı? (Kılıçdaroğu seni aday gösterse takla ata ata koşmayacak mısın?)

Okulundan kalacak çocuğu korumaya çalışan gazeteci, sen kendin “kaça kadar” okumuştun, ayıptır sorması? Peki biz ne dedik? “Pratikte kimsenin on sekiz yaşında mebus seçileceği falan yok, kâğıt üzerinde anayasal hakkı olsun, uygulamada nasıl olsa bir şey çıkmaz, çıkarsa da amenna” dedik.

Babasının parası varsa, çocuğun okumaya da niyeti yoksa, politikaya atılmak istiyorsa, buyursun. İlkokuldan sonra çalışmaya başlamış, o güne kadar tam altı yıllık da “iş deneyimi” edinmiş bir genç vatandaş niçin politikaya giremesin ayrıca?

İlke çok basit ve doğaldır:

“Seçme hakkı olanın seçilme hakkı da olmalıdır.” Bitti. Bu kadar. On sekiz yaşında oy kullanacak kadar aklı eriyorsa politikaya, “fiilen” de girebilir, girebilmelidir. Buna “Tayyip önerdi” diye karşı çıkanlar, otuz yıldır “12 Eylül darbesi gençliği politikadan kopardı, gençlik politikaya sırt çevirdi” diye de ağlamaktan utanmazlar!

Ne yapmalarını istiyorsun? Örgüt kurup eylem yapmalarını mı yoksa ona buna yumurta atmalarını mı? Politikayla ilgilenmesini istediğin gençliğe doğal ve meşru bir zemin sağlanacak işte, niçin beğenmiyorsun?

Hayır, onların istedikleri şu: Gençlik politikayla ilgilensin ama CHP’ye oy versin, gerisine de karışmasın. Kafa, “vesayetçi bürokrat” kafasıdır. Bunlar seçme yaşını yirmi birde, seçilme yaşını otuzda tuttular uzun süre…

Hele senatör olabilmek için kırk yaş ve yüksek okul diploması şartı da vardı. Çünkü halk onların uygun gördüğü noktada olgunluğa erişmiş sayılabilirdi ancak…

Bugün bile cumhurbaşkanı olabilmek için bu şartlar aranıyor. Fakat kendi kalelerine gol atmışlar, merhum Ecevit’i lise mezunu olduğu için Çankaya’ya çıkaramamışlardı!… On sekiz yaşında seçilme hakkı olmaz ha? Bakın, gözünüz yorulmayacaksa okuyun, hangi ülkelerde varmış:

Almanya, Andorra, Arnavutluk, Avustralya, Avusturya, Belize, Bosna Hersek, Cabo Verde, Çin, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Grenada, Guyana, Güney Afrika, Hırvatistan, Hollanda, İspanya, İsveç, İsviçre, İzlanda, Kanada, Komor Adaları, Küba, Lichtenstein, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya, Maldiv Adaları, Malta, Moldova, Mauritius, Mozambik, Norveç, Portekiz, Sao Tome, Seychelles Adaları, Sırbistan, Slovenya, Sri Lanka, Swaziland, Trinidad ve Tobago, Uganda, Yeni Zelanda.

Muasır medeniyet seviyesinde Uganda gençliği bizimkinden daha yukarıdaymış. Acaba muhtaç olduğu kudret neresinde mevcuttur?

Engin ARDIÇ / SABAH

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan seçilme yaşının 18 olmasını açıkladı

Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan seçilme yaşının 18 olması hakkındaki görüşlerini Yıldız Teknik Üniversitesi akademik açılış yılı konuşmasında üniversiteli gençlere açıklıyor.